Dünyadaki risk sarmalı sigortaya teşvik etti

Başak Nur GÖKÇAM

Küresel ısınmanın etkileri, her geçen gün farklı bir boyutuyla gezegeni etkilemeye devam ediyor. Hızla artan nüfus, kentleşme, artan sıcaklıklar, atmosferde meydana gelen bozulmalar, pek çok riski de beraberinde getirdi. Yaşanan salgın hastalıklar, yangın, deprem, sel, hortum, tsunami gibi afetler ise sigortalamaya olan ilginin artmasına neden oldu.

Dünya Ekonomik Forumu’nun yayınladığı Küresel Riskler Raporu’nun sponsorlarından biri olan sigorta şirketi Marsh Mclennan’ın Türkiye CEO’su Tarık Serpil, “Pandemiyle birlikte sigorta, hem iş hem de özel hayatımızda bir mevzu olmaya başladı. Eskiden sigorta, şirketler için yalnızca bir masraf kapısıydı, bugün ise artık insanların büyük bir kısmı olası riskleri düşünerek etkilerini hesap ediyor. İnsanlar artık gezegenin vermiş olduğu uyarıların ve yaşanan değişimlerin farkında. Bu risk sarmalı, sigortaya teşvik ediyor” dedi.

En büyük artış siber risklerde

Artık karşılaşılabilecek risklerin neler olduğunun, riske yönelik bir sigortanın var olup olmadığının sorgulandığını belirten Tarık Serpil, “En büyük artış ise siber risklerde yaşandı. 10 yıl önce konusu dahi geçmezken, şimdi insanların gündemini siber riskler şekillendiriyor. Bunun yanı sıra özellikle depremden sonra doğal afet sigortalarına yoğun ilgi var. İnsanlar artık ‘yarın kendilerini nelerin beklediğini’ kestiremedikleri için olanı korumaya çalışıyorlar. En büyük endişe, hayat standardını muhafaza etmek” diye konuştu.

Rapor günde 2 atıf alıyor

Mars McLennan olarak 20 yıldır ‘Küresel Riskler Raporu’ hazırladıklarını hatırlatan Serpil şöyle devam etti: “Ben burada 4 senedir çalışıyorum. Kendi çalıştığım süreci değerlendirmek gerekirse, burada çalışmaya başladığımda Küresel Riskler Raporu’na haftada 1 kez atıfta bulunuluyordu. Bugün ise günde 2 atıf oluyor. Söz konusu artışta en büyük etkinin pandemi dönemi itibarıyla yaşandığını söyleyebilirim. Pandemiye maruz kalmış bir insanın, rutin hayatına devam etmesi mümkün değil. Çünkü sürekli ‘bu kez ne olacak’ düşüncesi oluyor.

“Raporu talep üzerine hayata geçirdik”

“Bizim esas işimiz risk yönetim danışmanlığı” diyen Tarık Serpil, “İnsanlara risklerini yönetme konusunda yardımcı oluyoruz. Bunu da çoğunlukla sigorta aracılığıyla yapıyoruz. Konularımız ağırlıklı olarak çevre ve diğer sürdürülebilirlik konularını kapsıyor. Dünya Ekonomi Forumu ile Küresel Riskler Raporu’nun ana üreticilerden biriyiz. 20 yıldır bu rapor düzenli üretiliyor.

Bu kapsamda dünyada diyelim ki risk yönetimi yapan 1000 tane kanaat önderi var. Onlara, ‘kısa ve uzun vadeli risk ne’ diye anlatılıyor. Kısa vadede örneğin enflasyon, jeopolitik konum gibi konular yer alıyor. Uzun vadede ise yalnızca çevre oluyor. Ve bunlardan 2 tanesi şöyle; ‘çevreyle ilgili olumsuz gelişmeler’, ‘çevreyle ilgili olumsuz gelişmelerin insanların aldığı tedbirin yetersizliği’.

Yani insanlar bir yanda tedbirleri diğer yanda da etkilerini duymak istiyor” dedi. Yaşanan iklim değişiklikleri sebebiyle fazla etkilenen sektörlere yönelik sigortalamanın kullanılabileceğini, fakat prim bedeli nedeniyle caydırıcı olduğunu söyleyen Tarık Serpil, “Parametrik sigortalar denilen bir branş var. Burada hasarın kendisi oluştuğunda değil, tetiklenen bir olay oluştuğunda kullanılabilir. Fakat prim bedeli yüksek olduğu için buna kimse yaklaşmıyor” dedi.

“Kendi cüssemize göre lideriz”

Sigorta sektörü, kendi cüssesine göre lider olduğu konulardan birinin sürdürülebilirlik olduğunu söyleyen Serpil şöyle devam etti: “Sürdürülebilirliğin, sigorta işine direkt etkisi var. Çevresel gelişmeler kısa vadeli hasarlar neticesinde sigortacılığa ciddi zararlar verebiliyor. O yüzden de benim gördüğüm sigortacılar, sırf çevre değil ama sürdürülebilirliğin genel olarak kapsayıcılık, eşitlik, yönetişim gibi çeşitli konularda olsun Türkiye ortalamasının üstünde hareket ediyorlar.”

“Arsa payı değil, inşaat maliyetinin sigortalandığı bilinmeli”

Sigorta fiyatlarının artışının, enflasyonla doğru orantılı yaşandığını söyleyen Tarık Serpil, “Bugün hiçbir şey 3 sene önceki fiyatıyla aynı olmadığı için sigortada da bedeller değişti. Çünkü hasarlar euro bazında hesaplanıyor. Sigortanın mantığı kazanın bir an öncesini karşılamaktır. Eğer ki bir araba 3 yıllık bir arabaysa, 3 yıllık eskime payı sigortada hesaplanır veya bir ev zarar görüyorsa sigortalanan şey binanın inşaat maliyetidir, arsa payı değildir. Arsa payı bazen yüzde 90 olurken, inşaatın maliyeti yüzde 10 olabilir” diye konuştu.

“Sektörde bir dizi fedakâr karar alındı”

Türk sigorta sektörü, hasar ödemede, zor zamanlarda Türkiye’nin arkasında yanında olmada bence çok başarılı. Bir sürü itiraz çıkabilir fakat orda bile dediğim tekniklere uygun hareket ediliyor. Finansal zorluk yaşatacak olmasına rağmen, bir sürü fedakâr kararlar alındı sektörde. Bu 1999 depreminde de böyleydi, pandemide de böyle oldu, 2023 depreminde de böyle oldu. Türk sigorta sektörü bence kötü gün dostu. Kişilerin bireysel şikâyetleri olabilir ama ben özünde genel yaklaşımımı söylüyorum ve oldukça başarılı olduğunu düşünüyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x