Zeytinburnu’nun tüpçü kardeşleri baba mesleğini yarım asırdır bırakmıyor

Zeytinburnu’nda tüpçülük yapan iki kardeş, 50 yılı devirdikleri babalarından yadigar kalan işlerini tutkuyla sürdürüp geçimlerini sağlıyor.

74 yaşındaki Nizam ile 64 yaşındaki Abdullah Aydın’ın babası Burhan Aydın, ailesiyle Van’dan kente geldiğinde tüp satmaya başladı. O dönemde 4 tüp alarak işe başlayan Aydın, evlatlarını da yetiştirmek için yanına aldı. Babalarıyla yıllarca tüp satan Aydın kardeşler, vefatının ardından babalarının mesleğine sahip çıkmaya devam etti.

Babalarının mirasını geleceğe taşıyan kardeşler, 50 yıldır sürdürdükleri meslekleriyle yarım asrı geride bıraktı.

İşlerini tutkuyla yapan meslektaş iki kardeş, hikayelerini AA ekibine anlattı.

Ağabey Nizam Aydın, mesleğe 1973’te babasının araştırmasıyla başladığını söyledi.

Başlarda günde 3-4 tüp sattıklarını belirten Aydın, “Babamız esnaf ve ticareti bilen bir adamdı. 3-4 tane tüple başladık ama pes etmedik, devam ettik. Gün geldi, Allah’a şükür olsun, 200-300 tane tüp sattık. Bizim, Zeytinburnu’ndaki mazimiz tam yarım asra dayanıyor.” dedi.

Aydın, bu süreçte çok zorluklar gördüklerini kaydederek, şöyle devam etti:

“Suyun olmadığı, çöp yığınlarının sokaklarda koktuğu, ihtiyaç maddelerinin bulunmadığı, kuyrukların uzayıp 500 metre gittiğini yaşadık, gördük. Biz, annelerimizin birkaç tas su almak için gece saat 02.00-03.00’lerde parka gittiğini, banyo edemeyişimizi gördük. Fakat bu zorluklara rağmen amme hizmeti yapıyorduk. Bu amme hizmetinde ihtiyaç maddeleri bulunmaz oldu. Geceleyin bu petrol senin, bu petrol benim gezdik, 20-30 litre mazot alacağız da sabahleyin amme hizmeti yapıp tüplerimizi dağıtacağız diye. Tüpü de kısıtlı olarak bize veriyorlardı. Cumhurbaşkanımızın (Recep Tayyip Erdoğan) İstanbul’a belediye başkanı olduğu güne kadar hiçbir şey ortalıkta yoktu”

“İnsanoğlu, ‘Ben Zeytinburnuluyum’ demeye utanıyordu”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, belediye başkanlığıyla kentte çok şeyin değiştiğini kaydeden Aydın, “Burası gecekondu muhitiydi. İnsanoğlu, ‘Zeytinburnuluyum’ demeye utanıyordu. Her yer çamur içindeydi. Her gün arabamız çamurdan bir yerde batıyordu.” diye konuştu.

Nizam Aydın, 50 senelik ticaret hayatlarının babalarıyla başladığına dikkati çekerek, onun sayesinde bunun semeresini gördüklerini söyledi.

“Başladım, 15 gün sonra olmadı kapatayım’ dersen ondan bir şey elde edemezsin, semeresini yiyemezsin.” diyen Aydın, bu sebatla uzun süre geç saatlere kadar zorluklarla çalıştıklarını kaydetti.

Aydın, işlerinin düzeldiğini, mesleklerini gururla yarım asır sürdürdüklerini, bu nedenle çeşitli ödüller aldıklarını dile getirdi.

İşlerini 1999 yılında emekli olmasına rağmen sürdüğünü belirten Aydın, 4 ailenin bu işten geçindiğini sözlerine ekledi.

“Zeytinburnu’nun emektarıyız”

Abdullah Aydın ise, ağabeyinin Kıbrıs Barış Harekatı’nda askere gitmesi üzerine Bakırköy Lisesi’ne giderken babasının yanında çalışmaya başladığını anlattı.

Babasının çok yorulmasına karşın hizmetinin büyük olduğunu vurgulayan Aydın, “Zeytinburnu’nun gerçekten emektarıyız. Bizden önce bayiler vardı ama servis olayını biz getirdik. 1973’te şu anda konuştuğumuz bu sokağımızda binalar gecekondu şeklinde bahçe içindeydi, bu yol yoktu. Ağabeyim asker olduğundan dolayı yanına geldiğimde babama yardım etmeye çalıştım. Derler ya ‘çekirdekten yetişme’, bizler çekirdekten yetişmeyiz. Bu bir tutku. Girdik işin içine, bırakamıyoruz. Yarım asır oldu, bu işi yapıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Aydın, babalarının çalışanlarını evlatlarından ayırt etmediğini, annesinin yaptığı yemekleri çalışanlarla dükkanda yediklerini anlatarak, şunları söyledi:

“Kazlıçeşme adı üstünde Fatih Sultan Mehmet’in askerinin geldiği, otağının kurulduğu yer. Oralarda taşlıklar vardı, koca koca taşların içinden girer çıkardık. Hiçbir zaman kötü bir duruma düşmedik ama kamyonumuzla çamurlara çok saplandık. Hani derler ya bir işin derdini çekmek lazım diye. Biz çok derdini çektik. Zeytinburnu halkına amme hizmeti yaptık. Buranın sokaklarını adım adım gezmiş insanız. Önce tabii ki ağabeyim çekti bu zorlukları.”

Abdullah Aydın, tüp satışlarının 20 yıl önce evlere doğal gaz gelince bittiğini anlattı.

Tutkulu tüpçüler olarak evine doğal gaz hattını ilk çekenlerden biri olduklarını aktararak, “Evimizde asansör yok. İkişer ikişer tüp çıkarıyorsun. Kombiler 4 tüple yanıyordu, 24’lük tüpler vardı.” dedi.

Bir işi yapmak için egosuz olunması gerektiğini belirten Aydın, “kibar hamallar” olarak hizmet ettiklerini ifade etti.

“Ekmek yemek istiyorsanız, çok şeye katlanacaksınız”

Aydın, gençlerin her işte çalışmasını istediğini, gelecek olan neslin çalışkan olmasını arzuladığını dile getirdi.

Gençlerden “Az veriyor, ben burada çalışamam” dememelerini isteyen Aydın, sözlerini, “Daha iyi para alacak noktayı buluncaya kadar o işte sebat etsinler. Bu iş sebat gerektiren bir iştir, meşakkatlidir. Bütün işler zordur. Kolay iş yoktur ama biz bu zorlukları çok güzel atlattık. Katlandık, katlanmak zorundasınız. Eğer ekmek yemek istiyorsanız, çok şeye katlanacaksınız.” diye tamamladı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x